Akşehir Kaymakamlığı

Nasrettin Hoca

E-posta Yazdır PDF

 NASREDDİN HOCA’NIN HAYATI

Ünlü halk bilgesi, nüktedan, devrinin ilim adamı Nasreddin Hoca, 13.yüzyılda Akşehir’de yaşamış; yalnız Anadolu insanının değil, bütün Türk Ulusları’nın ayrıca Balkan ve Batı Uluslarının gönlünde taht kurmuş; Azerbaycan’dan Yugoslavya’ya, Amerika’dan, Japonya’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada uluslararası bir üne kavuşarak evrensel bir kimlik kazanmıştır.

            Nasreddin Hoca eleştirel yaklaşımlarının yanı sıra; insancıldır, iyimserdir, alimdir, bağnazlıktan uzaktır, hoşgörülüdür ve Türk İslam dünyasının gülen yüzüdür. Bu yüzden; sevgi, barış ve kardeşlik önermeleriyle dolu mesajları, insanlık tarafından kuşaktan kuşağa, dilden dile aktarılarak yaygınlaşmış, her yeni yüzyılda güncelliğini koruyabilmiştir.

             Mevlana’nın çağdaşı, Seyyid Mahmut Hayrani ve Hacı İbrahim Veli’nin de öğrencisi olan Nasreddin Hoca, sade yaşantısı içinde dert çeken, efkarlanan ve efkarını bir nükteyle açığa vuran bir şahsiyettir. Güler yüzü ve pratik zekasıyla hafızalarımıza kazınarak; sorunlara bulduğu akıl almaz çözümlerle bizi kimi zaman güldürmüş, güldürürken de düşündürmüştür.

             Nasreddin Hoca’nın fıkralarında O’nun yol gösterici kimliği, hazırcevaplığı, ince mizah anlayışı ön plandadır.

“Ye kürküm ye” diyerek insanı yalnızca dış görünüşüyle değerlendiren toplumu eleştirmekte, herkesin kendi düşüncesini benimsetmeye çalıştığı bir ortamda “Sen de haklısın” fıkrasıyla karşılamaktadır. Sahte yol göstericilere karşı “Ağaçtan düşeceğimi bildin, ne zaman öleceğimi de bilirsin” fıkrasıyla takılmakta, “Doğuran Kazan” fıkrasında toplumun açgözlülüğünü anlatmaktadır. “İpe un sermek,”El elin eşeğini türkü söyleyerek arar”, “Fukaranın malı gözü önünde gerek”,”Damdan düşen halden anlar”,”Parayı veren düdüğü çalar” gibi fıkraları günlük hayatımızda kullandığımız deyimler ve vecizeler arasında yer almaktadır. Kültürel anlamda sosyal uyanışa bir çağrı olan O’nun fıkraları, gelenek ve göreneklerimize tarihimize-kültürümüze bağlılığın gerekliliğini bizlere her fırsatta hatırlatırken, geleceğe doğru atacağımız sağlam adımların da garantisini vermektedir.

            Nasreddin Hoca’nın tüm yönleriyle dünya kültürünün zenginlikleri kapsamında algılanması, tanıtılması hak ettiği ilgiyi bulması için önemli atılımlar gerçekleştirilmektedir.

            1959 yılından 2010 yılına kadar 5-10 Temmuz tarihleri arasında düzenlenen Uluslararası Akşehir Nasreddin Hoca Şenlikleri, 2011 yılında 1 – 10 Temmuz Uluslararası Akşehir Nasreddin Hoca Anma ve Mizah Günleri, hem Nasreddin Hoca gibi evrensel bir kimliğin tanıtılmasında, hem de farklı kültürlerin bir araya gelmesinde etkin bir rol oynamaktadır.

            O tarihten bu yana, Nasreddin Hoca konusunda yapılan bilimsel ve sanatsal çalışmalar hızla artmıştır. Yapılan her yeni çalışma, kendi kültürümüzü ve kültürümüzün aynadaki önemli bir yansıması olan Nasreddin Hoca’yı daha iyi anlamamıza hizmet etmektedir.

            Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu UNESCO’nun 1996 yılını “Nasreddin Hoca Yılı” olarak ilan etmesi de, bu halk bilgesi, devrinin ilim adamı ve filozofunun tüm dünyada seçkin bir yer edindiğinin bir göstergesidir.

            Asrın, eğitim ve kültür merkezi olan Akşehir; ilim, irfan yönünden medreselerinde ders veren alimleriyle haklı bir şöhrete sahiptir. 13.yy.da Nasreddin Hoca, şehir merkezinin eğitim kurumlarında, ünlü hocalardan SeyyidMahmud Hayrani ile Şeyh Hacı İbrahim Veli’den ders alıp, bilgi tecrübesini artırmak üzere Akşehir’e gelir. Bir ara, Konya medreselerine de devam etmiş; orada, Hoca Fakih, SadreddinKonevi gibi devrin ünlü ulemasından feyz alıp, bilgi birikimini artırmıştır. Nasreddin Hoca, gerek Akşehir, gerekse Konya medreselerinde öğrenimini sürdürdüğü sırada Cerr Hocalığı da yaptığını fıkralarından öğreniyoruz. Tahsil hayatını tamamladıktan sonra, camilerde imamlık, müezzinlik, medreselerde müderrislik ve mahkemelerde kadılık görevlerinde bulunduğunu biliyoruz. Kendisi daima halk eğitim ve yönetiminin içinde olan biridir.

            Akşehir’de evlenip, çoluk çocuk sahibi olan Hoca, yine bu şehirde 1284 yılında vefat etmiştir. Kendi adını taşıyan mezarlıkta meftun olan Nasreddin Hoca’nın ilk inşa edilen türbesinin her tarafı açık ve kıble tarafındaki kapısının üzerinde ilginç bir asma kilidinin mevcut olduğu bilinmektedir. Şimdiki türbe ise Osmanlı Padişahı II. Abdülhamit zamanında Konya Valisi Faik Bey ile Akşehir Kaymakamı Mustafa Şükrü Bey tarafından onartılıp, bugünkü haline getirilmiştir.

DEVAM EDEN YATIRIMLARIMIZ VE PROJELERİMİZ

YATIRIMLAR

    YAPIMI DEVAM EDEN KAMU YATIRIMLARI


devamını okumak için tıklayınız...

1.proje

    TOKİ 200 Yatakılı Akşehir Devlet Hastanesi Yapımı 


devamını okumak için tıklayınız...

2. proje

    Akşehir Gençlik Merkezi Yapımı


devamını okumak için tıklayınız...
012